USD41,83
%0.19
EURO48,41
%-0.05
CHF51,94
%0.30
GBP55,55
%-0.23
EURO/USD1,16
%0.06
BIST10.695,32
%-0.30
Petrol64,18
%-1.59
GR. ALTIN5.360,99
%0.43
BTC3.873.386,94
%0.28
ali Adıgüzel
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. Maraba Hosrof

Maraba Hosrof

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

MARABA ERMENİ – HOSROF’UN ACIKLI HİKÂYESİ

Malatya, Arguvan – Şatıruşağı’nda…

Kendi acımız, bize başkalarınınkini bölüşmeyi öğretir.” — Fouquet

Elinize bir diken batarsa, iğneyi alır çıkarırsınız.
Ama yüreğinize batan dikeni…
Ne cerrah çıkarabilir, ne zaman unutturur.
O acı, durur durur sancır;
Yalnız sizi değil, tanıyan herkesi yaralar.
Bu dünyanın çirkin yüzü, yalnız acıyı çekenin değil,
duyanın, görenin de utancıdır.

Körpaha’da Bir Ağustos Günü

Yıl 1976…
Haydar’ın oğlu Musa, fort motorunun peşinde, patosla Körpaha’ya doğru yol alıyordu.
Uzun ve yorgun bir Ağustos günüydü.
Çeki Dağı tarafından esen rüzgâr,
kanadı kırık kuş misali,
bir esip bir susuyordu.

Musa motoru durdurduğunda, göz göze geldik Hosrof’la…
İnce çeneli, kısa boylu, çekingen biriydi.
Yamalı şalvarı, güneşte sararmış, köşeleri yırtık şapkası,
ağzında sönmeye yüz tutmuş bir sarma sigara…
Konuşmak istemezdi pek.
Ama o sessiz bakışında, yüreğindeki dikenin sancısı okunurdu.
Yüzündeki çizgiler, bir ömürlük çilenin haritasıydı adeta.

O gün Hacasan’ın oğlu rahmetli Niyazi,
şaka olsun diye Musa’ya,
“Alırsın fort, olursun lort!” diye takılınca,
Musa emmi motorun yanındaki taşı kaptığı gibi savurmuş:
“Beni lort yapacakmış! Anamı ağlattı, kırk yıldır borcunu ödeyemedim be!” diye söylenmiş.
Hepimiz gülmekten yerlere yatmıştık.
Musa emmi o gün, hiç gülmeyen Hosrof’u bile güldürmüştü.

Hosrof ;Hasan Ağa’nın kapısında marabaydı.
Boğaz tokluğuna çoluk çocuk gece gündüz çalışır,
iki yakalarını bir araya getiremezlerdi.
Yine de sessiz sedasız yaşayıp gitmek isterlerdi…

Sivas’tan Arguvan’a

Hosrof’un kökleri Sivas Kangal Ermenilerindendi.
Akrabalarının bir kısmı Arapkir’e göçmüş,
bir süre onlar da orada kalmışlardı.
Babası kalaycıymış; evi, bağı, bağına dizilmiş üzüm salkımları varmış.

Ermeni kırımı başladığında Hosrof iki yaşındaymış.
Anası anlatırmış:
“Mürfezeler geldiğinde seni ahıra sakladım,
gurk tavuk var dedim de inanıp geçtiler.”

Sonra yolları düşmüş Çeki Dağı’na.
Şatıruşağı’ndan Hasan Ağa’nın babasına sığınmışlar.
Yıllarca odun sökmüş, harman sürmüş,
boğaz tokluğuna ne iş verseler yapmışlar.
Yoksulluk ve acı, sular gibi akıp gitmiş.

1936’da Körpaha’ya yerleşmişler.
Ağaların üç evine bekçilik etmiş, buğday ambarlarını korumuş.
Ama o yürekteki sancı,
hiç dinmemiş.

Dolunayın ışığı Körpaha odalarına vurduğunda,
bir nebze olsun ferahlarmış.
Kartalın elinden kurtulmuş bir kuş gibi,
soluk soluğa yaşarmış Hosrof.

Köyün Sessizleri

Bir gün Hosrof at sırtında Yukarı Sülmenli’den geçerken,
duvar dibinde oturan Tüvsiz İsmail’e,
“Şu giden kim ola?” diye sorarlar.
İsmail, gülerek bacağını kaldırır:
“Aha oydu!” der.

Hosrof duyar,
ama belli etmez.
“Bunlar beni hiç insan yerine koymuyor,” deyip
boynunu büker, atını sürer gider.

Arguvan’da tek dostu, demirci Vartan’dı.
Ona dert yanar, akrabalarının izini sorarmış.
Vartan, gelen gidenden haber alır,
Hosrof’un gönlünü bir nebze olsun ferahlatırmış.

Ama resmi kapılarda işler öyle yürümezmiş.
1968’de nüfus kaydı için Arguvan jandarmasına gittiğinde,
Ağustos sıcağında altı saat bekletmişler.
Sonra komutan,
“Osuruk mu, Hosrof mu?” diye alay etmiş.
“Olmaz, Husuruf yazayım,” demiş kahkahalarla.

Şapkasını eline alıp, boynunu bükmüş Hosrof.
Hiç belli etmeden içine atmış her şeyi…
Yüreğindeki diken bir kez daha sızlamış.

Körpaha’nın Son Baharı

Yıllar geçmiş.
Hosrof’un oğlu Demirel,
Çütlüklü çocuklarla kar tepelerinde oynarken,
“Ermeni dölüsünüz!” diye bağırmışlar.
Taş yağmuru başlamış.

Köyün güccüğü Cüme uzaktan seslenmiş:
“Ula ayıptır, kavga etmeyin!”
Ama taşlar susmamış.
Bir taş, Çütlüklü Şakir ağanın oğlunun başını yarmış.

Demirel eve koşmuş, anlata anlata ağlamış.
Hosrof endişeyle tütün sarmış.
“Çütlüklüler kindardır, yakamızı bırakmaz,” demiş.
Sonunda karar vermiş:
“Varıp gideyim, Şakir Ağa’ya yalvarayım,
belki belayı savarım başımızdan.”

Kanlı Taş

Atına binip Şakir Ağa’nın kapısına varmış.
Ağa, evinin önünde oturuyormuş adamlarıyla.
Hosrof’u görünce sinirle küfretmiş.
Hosrof, içi titreyerek yaklaşmış:

“Biz ettik ağam, sen etme.
Ben de üzüldüm, çocuk işte, çocuk aklı…
İstersen sen de döv, taşla vur kafama.”

Öfkesi kabaran Şakir Ağa,
yerden koca bir çakmak taşını kaptığı gibi
Hosrof’un başına savurmuş.
Taş, alnına isabet etmiş,
Hosrof dikenlerin arasına düşmüş.
Kan, yüzünden süzülmüş toprağa.
Bir daha da doğrulamamış.

Atına sarmışlar cansız bedenini.
Yolda, göz göze geldiği bir kertenkeleyle
bir anlığına nefes almış sanki.
Ama sabaha varmadan,
at Hosrofsuz geri dönmüş.

Oğlu, eğeri kan içinde görünce
koşa koşa su gözesi yanına gitmiş.
Orada bulmuş babasını —
ağzı, gözü kan içinde, yüzü sararmış.
Anası, kardeşleri koşmuş.
Dizlerine almışlar Hosrof’un başını.
Davarlardan cıngırak sesi gelirmiş uzaktan.
Köyün çobanı yetişip
ellerini göğe kaldırmış:

Ey Allah’ım, bu masumun ahını yerde koyma!
Bunu yapanlar insan olamaz.
Şakir Ağa belasını bulsun!

Sessiz Kapanan Bir Dosya

Hosrof’un ölümü,
Körpaha’nın arıtında yankılanan bir hikâyedir.
Toprağı kepir, ama buğdayı boldu.
O buğdaylarda Hosrof’un teri vardı.
Göze başında, kurumuş ekmekle ayrık otu yerdi çoğu kez.

Ama Şakir Ağa hiç ceza almadı.
Devletin beşli silahını taşıyan bir muhtar olarak
Arguvan’a at üstünde gidip geldi.
Jandarma, “At ürkmüş, sürüklenmiş,” diyerek
bir tutanakla kapattı dosyayı.
Adalet, bir kez daha susmuştu.

Hosrof’un çocukları Arapkir’e göçtü.
Körpaha’yı terk ettiler sessizce.
Oysa dünya hepimize yetecek kadar büyüktü.
Dini, dili, ırkı ne olursa olsun,
esas olan insan olmaktı.

Susmak, bazen suçtu.
Ve o suça ortak olan çoktu.

Son Söz

Yöremizin en hüzünlü öykülerinden birini yazarken
mutlu olmadım, dostlarım.
Bazıları bugün anlamazsa da,
yarın anlar elbet.

Merhamet, insana verilmiş en güzel duygudur.
Yaşam, onun etrafında ince bir dantel gibi örülür.

Tüm okurlara sevgi ve saygımla…
Böyle acıların bir daha yaşanmaması dileğiyle.

“Bazen biraz mola vermek gerek hayatta…
Acıların ortasında tutunmak için,
kalabalıklardan sıyrılıp
kalbe dönmek gerek…”

Maraba Hosrof
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

1 Yorum

  1. 15 Kasım 2025, 23:52

    Yaratılışın son dönemeçten geçerken sınavı bu olsa gerek.Eksik olan sadece merhamet

Giriş Yap

Yazıhan Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!