USD41,83
%0.19
EURO48,41
%-0.05
CHF51,94
%0.30
GBP55,55
%-0.23
EURO/USD1,16
%0.06
BIST10.695,32
%-0.30
Petrol64,18
%-1.59
GR. ALTIN5.360,99
%0.43
BTC3.853.026,50
%-0.28
Halit Alpaslan
  1. Haberler
  2. Yazarlar
  3. YAZIHAN TİYATROSU

YAZIHAN TİYATROSU

featured
service
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala


O dönem gençliğinde umut vardı, inanç vardı, toplumsal etkileşim vardı, öğrenme isteği, gerçek ve sağlam dostluklar, bir araya gelerek sosyalleşme vardı. Toplumsal kaygılar taşıyor, birlikte karar alabiliyor, en önemlisi birbirine benzeyen ortak hedefler kurabiliyorduk. Yetmişli yılların Yazıhan’ında bunların hepsi vardı… Bir de gençliği önemseyen, onlara güven veren, umut aşılayan, yönlendirebilen ve sözü dinlenen büyükler vardı. O yılların koşullarını düşünelim; bir kadını sosyal etkinliklerde sahnede görmenin neredeyse imkânsız olduğu bir dönemde, bir erkeğin kadın rolünü üstlenerek fedakarlıkla, sınırlı imkanlarla tiyatro sahnesine çıkması….

İşte o Anadolu kasabasında, bütün bu zorluklara rağmen, inanç ve heyecanla bir tiyatro oyunu sahnelenmişti. Zor şartlarda hayat mücadelesi veren Aladağlı Mıho anlatacaktı, kendi hayatına benzer hayatlar yaşayan bu kasabalıya, kendi ahvalini. Aladağlar’da yaşanmışlıkları anlatan bu sosyal içerikli tiyatro sahnelerini, gözleri buğulanarak izlemişti yetmişli yılların Yazıhan Halkı.


Yazıhan Tren İstasyonu’nda, Nevzat Bey isimli fedakâr hareket memurunun tiyatro bilgisi ve fikir babalığı, o dönem muhtar olan Ahmet Köse’nin imkanları ve gayreti ve de özveri ile çalışıp çok güzel rol çıkaran Yazıhan Tiyatro oyuncuları başarmışlardı bunu.


Tiyatro fikri hayal olmaktan çıkıp, oynanmaya karar verildikten sonra, ilk iş, bu rollere uygun oyuncular bulmaktı; uzun uğraşlar sonunda bulundu oyuncu kadrosu. Kişilere uygun roller dağıtıldı. Tabi bu oyuncuların çoğu çalışan insanlar ve öğrenciler olduğundan prova günleri ve saatleri fedakârlık gerektiriyordu o fedakârlık ta yapıldı.
Aylarca süren provalar, imkansızlıklarla bulunan kostümler, olmayan makyaj malzemeleri, derken oyun çıktı ortaya. Yazıhan’da var olan küçük bir sinema salonu sayesinde yer sorunu olmadı. Provalar bitti; ananın, bacının yazması, eteği, amcanın, dayının şapkası, şalvarı derken kostümler tedarik edildi, olmayan makyaj malzemelerinin yerine kömür karası, baca isi çözüm oldu. Bağlama çalabilen, fedakâr ve güzel sesli Göksel Kaya söyleyeceği tiyatro konusuna uygun fon müziği olacak Mahsuni Şerif’in ‘’Acı Doktor Bak Bebeğe’’ türküsünü prova edip hazırladı, Ahmed Arif’in Diyarbakır Kalesi şiiri okunup; ardından, şimdi başlar Delilo diyerek oynayacak olan folklor ekibi de kostümleri ile hazırdı.

Ahmet Köse’nin Kahvehanesi, Yazıhan caddesinin, Hamidiye Köyü yoluna dönen köşe başında, önünde büyük bir dut ağacı olan kerpiçten bir binaydı. Yan tarafındaki geniş bölüm sinema salonu olarak da kullanılıyordu. Sinema salonu 40-50 kişilikti, makine odası arka tarafta biraz yüksekteydi, giriş kapısının sol tarafındaki duvar sinema perdesi olarak kullanılıyordu. Akaryakıtla çalışan bir jenaratör marifetiyle çalıştırılan sinema makinesi, henüz elektirik gelmemiş, televizyon nedir bilmeyen köy için mucizevi modern imkanların kullanılması anlamına geliyordu. Ahmet Köse’nin yenilikçi, aydın kişiliğinin bir eseri olan salon tiyatro oyunu için hazırlandı. İzleyici sandalyelerinin hemen önündeki geniş duvarda yer alan perdenin önü kullanıldı provalarda, zaten oyun da orada oynanacaktı.

Günler öncesinden duyurular yapıldı. Gösterinin yapılacağı günde, Yazıhan Sineması’nda film oynandığını haber vermek için jeneratör çalıştırılıp elektrik üretilerek tut ağacına asılı hoparlörden müzik dinletildiği zamanlardaki gibi, yine o ihtişamlı dut ağacında asılı hoparlörden müzik sesi dinletildi Yazıhan’a; ancak bu seferki müzik sesi kendi çocuklarının oynayacağı tiyatro oyununu haber veriyordu.

Gösteri saati geldi, kadınlı, erkekli, çoluklu çocuklu aileler tiyatro izlemeye geldiler bu salona. Tabi ki bilet istenmiyordu, amaç para kazanmak değil, insanlara tiyatroyu tanıtmaktı. Hepimizde inanılmaz bir coşku ve heyecan, aynı zamanda bu seyirci ilgisinin memnuniyeti vardı.

Yıllarca unutulmayacak, büyüklerin ve küçüklerin hafızalarında derin izler bırakacak olan O an geldi ve Göksel Kaya aldı bağlamasını oturdu sahnenin önüne..

ve Sazını konuşturarak Mahsuni Şerif’in


Yıkık yuvam kara yasta,
Yalvarırım eşe dosta,
Annesi bebekten hasta,
Yandım doktor bak bebeğe.

Türküsü ile açtı sahneyi.


Ardından folklor ekibi sahnede aldı yerini ve Ahmed Arif’in şiirinden bir parça okuyan ekip başı Abdullah Söylemez’in


Kara ferman çıkadursun yollara,
Yarin bahçesi tarumar,
Kan eker perçem,
Olancası bir tutam can,
Gadasına, belasına sunduğum,
Ben öleyim loooy
Şimdi başlar delilo,


Şiirini okuyup, “Çaal davulcu çal“, dediğinde başladı davul zurna sesi eşliğinde o muhteşem folklor ekibinin Delilo oyunu.
Ve artık geldi, Yazıhan seyircisinin Mıho’nun içimizi sızlatan acıklı yaşam hikayesini izleme zamanı.

Eminim ki içimizden üç beş kişi haricinde, hepimiz ilk defa bir tiyatro ortamı yaşıyorduk. İzlerken şaşkınlık geçiren, gözyaşı akıtan insanları gördükçe ne kadar güzel bir iş yaptığımızı daha iyi anlıyorduk. Tiyatro, tahminimizden daha çok ilgi gördü, çünkü tanıdıktı oynayanlar, onların içlerinden biriydi akrabası ya da komşusunun oğluydu, karşısındaki o muhteşem duyguyla oynayan oyuncular. Bu ilgi günlerce devam etti, kulaktan kulağa yayıldı civar köylerden insanlar gelip o tiyatro coşkusunu yaşadılar.


Ancak daha çok kişi izlemeli, daha çok kişi duymalıydı Mıho’nun feryadını. Kafaya koymuştu Ağa rolünü oynayan Muhtar Ahmet, gezdirecekti bu tiyatro oyununu, köy köy izlettirecekti daha fazla insana. Oyuncularda oynadıkça daha da oynamak; alkışlandıkça daha da alkışlanmak istercesine düştüler Muhtar Ahmet’in ve Mıho’nun Hikayesi’nin peşine…
Yaylalarda barınak olarak kullanılan kara çadır, sahne yapıldı ve bu tiyatro civar köy insanlarına da izletildi ve onlar da tiyatro ile tanıştırıldı.


Tiyatro oyununun adı, oyuncuları ve oynadıkları roller;


Oyunun adı : Aladağlı Mıho
Yazar : Ömer POLAT

Yönetmen : Nevzat Bey
Mıho : Süleyman Kaya
Karısı : Rıfat Güler
Oğlu : Murat Köse
Delikanlı : Engin Ağçelik
Ağa : Ahmet Köse
Doktor : İbrahim Parlak
Komutan : Ali Seydi Parlak

Hasta : Şinasi Ölmez
Hasta : Halit Alpaslan
Hasta : Erol Köse
Dindar Kişisi : Hüseyin Yaman
Müzik : Göksel Kaya

Çorum’da Oynayan farklı bir tiyatro topluluğunun gösterisinden

YAZIHAN TİYATROSU
Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

3 Yorum

  1. 15 Kasım 2025, 11:14

    Anılar ve değerlendirmeleri geçmişin ışığı olur…
    Benim de Hekimhan’dan Akçadağ İlköğretmen Okuluna tren yolculuğumuzda trenin iki saat beklemesi nedeni ile sinemaya gidip film izleme anım var. Toparlayabilirsem yazayım.
    Altmışlarda Çetinkaya ile Adana taraf arasında çalışan Hamido dediğimiz tren seferi vardı.
    Kolay gelsin…

  2. 15 Kasım 2025, 14:17

    Çok güzel. olmuş. Sen neden hasta oldun birader… köy öğretmeni yok mıu? Delilo güzel, bıu oyunda CEMO’da güzel olurmuş. Selamlar

Giriş Yap

Yazıhan Haber ayrıcalıklarından yararlanmak için hemen giriş yapın veya hesap oluşturun, üstelik tamamen ücretsiz!