Tüm anne babalara sesleniyorum gözlerinizi kapatın ve ergenlik döneminizi hatırlayın… Hayatınızın en harika (babam ben o yaştayken kimsenin benden haberi yoktu dediği kulağıma küpe değil adeta çivi olmuş. Babam gibi birçok kişi vardır eminim, buna tamam ama onlar habersizken bile senin içindeki fırtınaları sen biliyordun demek geliyor her defasında babama kıyamayarak)hayatınızın en, coşkulu, heyecan dolu; ama aynı zamanda da en kaygılı, huzursuz depresif dönemlerinizden biri olduğunu anımsayacaksınız. Kimi zaman delikanlı kanı kaynıyor diye övündüğünüz kimi zaman da ‘’şimdiki gençlerin akılları bir karış havada canım’’,diye ayıpladığınız bir dönemdeyim. Değişen bedenimizi tanıdığımız, aslında kendi merkezimizde dünyayı tanıyıp adlandırmak istediğimiz bir dönem. Çocukluktan erişkinliğe geçerken bütün insanların yaşadığı sorunları yaşıyoruz ama nedense kimse bizi anlamıyor. Hem yalnız kalmak istiyoruz hem de bir yere ait olmak, kimsesiz kalmamak. Aşkı, öfkeyi, hayal kırıklığını bu dönemde yaşıyoruz sanki bütün olgular aynı zamana gelmek zorunda gibi.
Annemle aramızda geçen komik bir diyalog ile devam edeyim; annem birkaç hafta önce deneme sonucum biraz düşük geldi diye söylendi bizim dilimizde onun dilinde kaygılandı. Konuşuyoruz ki bu yıl her konuşmanın sonu sınava geliyor hayatını kurtarmalısın iyi okuyun burayı bir kez daha yazıyorum hayatını kurtarmalısın kocaman bir cümle yükü ağır hani bu cümleyi alsan paragraf sorusu yapsan kesin herkes yanlış yapar bu soruyu çünkü herkesin bu cümleden anlayacağı çok farklı oysa ne diyor bizim eğitim sistemimiz yargılayan çocuklar yetişsin o yüzden her yıl sistem değişir. Ben yine ergenliğin ,delikanlılığın, verdiği coşku ile gittim galiba neyse hayatını kazanmalısın dedi durdum bir an tamamda bu hayat sadece üniversitede mi kazanılıyor diye deli bir soru geçti aklımdan ama yüz ifadesinden bunu sormamam gereken anneme gülümsemeye karar verdim sadece .Benim gülümsememi gören annem ‘’Ergenlik Kulübü kurulsa başkanı kesin sen olursun dedi işte o an bizim saçmalama anımızın geldiğini anladım .Siz şimdi saçmalama anı ne diyorsunuz eminim, annem ile benim genelde akşam üstü sohbet saatimiz ama kafa dağıtmak için her şeyden her telden ve en güzeli de bir birinden bağımsız konulardan konuşuruz annem öyle kahkaha atar ki uzaktan bakan merak eder içinde olan tıpkı kardeşim gibi siz neyin kafasını yaşıyorsunuz der ne dışarıdan bakanlar nede kardeşim bu saçmalama sohbetinin bizim bir terapimiz olduğunu bilmez.
O an gülersin kafan dağılır; ama o kocaman cümle var ya hani hayatını kurtarmalısın işte o cümle kafanın içindedir senin. Bu dönemde bir yandan büyümek için sabırsızlanırsın ama bilirsin ki hayat başlıyor büyümek hiçte kolay değil. Bu dönemde dedim ya delisin dolusun ama en kötüsü bu dönemde annemin bahsettiği o kocaman laf olan hayatını kurtarmalısına gelmiş olmak. Düşünün bu kadar karmaşık bir duygu içinde sen hayatını kurmanın peşine düşüyorsun hem de ne çocuk olduğunu nede yetişkin olduğunu bilmediğin bir dönemde. Büyümek kolay değil derken aslında bundan bahsettim daha büyümeden kocaman bir yük var omuzlarında sınav .Kazanmalısın bu ülkede ekmek yiyebilmek için, kazanmalısın kaliteli bir yaşam için ,kazanmalısın ama nereyi tabi ki istediğin yeri değil iyi ama nereyi hemen atanacağın açıkta kalmayacağın bir yeri .Al işte büyüdün hayatının nerdeyse tamamına yakın bir kısmını istemediğin bir iş yapmak için zorlandın neden açıkta kalmamak için .Biz bir yeri kazanmak için ailece çok ciddi bir emek var ben çalışıyorum ailem hep kaygılı ve ellerinden geleni yapıyor maddi manevi ciddi bir emek var bu süreçte oysa okumak bu kadar zor olmamalı hayatını kazanmak bu kadar külfetli olmamalı biz hayatımızı kazanalım diye vakti zamanında hayatını kuran ailemizin elinde neyi varsa bize harcamamalı. Nasıl olmalı okul hayatımız için aşama oluştursa ilkokul, ortaokul, lise, üniversite yani ben istediğim oklu seçebilsem okul beni seçmese hayat bana dilek hakkı verse mesela ayakta kalmak için beni zorlamasa .
Ben YazıhanHaber’e çok teşekkür ediyorum konuk yazar kampanyası ile kendimi dile getirdim eminim sayımız çok fazla buradan kendi adıma ve benimle aynı duyguları paylaşan tüm yaşıtlarım adına bir şey eklemek istiyorum.
Küçüğüm daha çok küçüğüm, bu yüzden bütün hatalarım, öğünmem bu yüzden, bu yüzden kendimi özel önemli zannetmem. Küçüğüm daha çok küçüğüm, bu yüzden saçmalamam, yenilmem bu yüzden, kendime hala güvensizliğim. Ne kadar az yol almışım, ne kadar yolun başındaymışım meğer elimde yalan kocaman oyuncak zaferler. Küçüğüm daha çok küçüğüm, bu yüzden korkularım, gururum bu yüzden, bu yüzden çocuk gibi korunmasızlığım. Küçüğüm daha çok küçüğüm bu yüzden sonsuz endişem, savunmam bu yüzden, bu yüzden küçük bir iz bırakmam için didinmem. Küçüğüm daha çok küçüğüm.
Sezen Aksu’nun bu şarkısı bizi ne kadar güzel özetliyor değil mi?
Deli dolu bir ergenden sevgilerle
Arda ŞENTÜRK


Teyzesinin aşkı, canı, dünyası ne kadar güzel yazmışsın gözlerim dolu dolu okudum umarım hayat istediğin firsatlari bir an önce sunma fırsatı verir
Harika bir yazı. Ne güzel ifade etmişsin herşeyi. Küçük bir metinde kocaman bir hayat, bir ülke sentezi… gerçekten harika
Canim torunum cok guzel yazmışsın seni cok seviyorum